içinde

Nanoteknoloji Geleceğin Yapay Zekasını İnşa Edebilir mi?

Yapay Zeka

Gelişen teknolojilerin en büyük alanlarından biri olan nanoteknoloji; tarım, tıp ve mühendislik gibi çeşitli alanlarda kullanılır. Bununla birlikte önde gelen fütüristlerden Ray Kurzweil’in de dahil olduğu birçok kişi, nanoteknolojinin yapay zekâ tarafından ‘’tekillik’’in elde edilmesinde kullanılacağını söyledi.

Tekillik, gelecekte yapay zekanın insan zekasının ötesine geçerek, medeniyeti ve insan doğasını radikal bir biçimde değiştireceğine inanılan hipotezsel bir noktadır. Bu, hala geleceğe ait olan bir vizyon gibi gözükse de günümüz teknolojisi, özellikle konu yapay zekâ ve nanoteknoloji olduğunda, bu iki disiplinin çalışma yeteneklerine senkronize olmaya başladı.

Nanoteknoloji ve yapay zeka birbirileriyle ilişkilendirilerek kullanılabilir. Yapay zeka, nanoteknoloji araştırmalarının daha hızlı ilerlemesine yardımcı oluyor. Örneğin; yapay zekanın yayılmasını sağlamak için yapılan nanoteknoloji destekli hesaplamalardan, ortada et yokken et tadında yiyecekler oluşturmaya kadar yapay zeka ve nanoteknoloji ilişkisini anlatan birçok farklı örnek ortaya konabilir.

Bu makale; yapay zeka ve nanoteknolojinin bir araya gelerek insanlığın geleceğini nasıl tasarlayabileceğini ele alıyor.

Yapay Zeka

Yapay Zekâ Nanoteknoloji Hesaplamalarına Yardım Ediyor

Nanoparçacıklar üzerinde çalışırken yapılan araştırmanın ölçeği yüzünden bu nanoparçacıklar kaydedilemez. Nanoparçacıklar kaydedilemediklerinden dolayı da ortamdaki bazı değişkenleri ölçmek zordur. Buna ek olarak bu araştırmalardan elde edilen sonuçları yorumlamak da aynı sebepten ötürü çok zor bir iştir.

Bununla birlikte yapay zekâ, sadece teknoloji için veri ve algoritma tasarımını optimize etmekle kalmaz. Aynı zamanda birden fazla parametreyi tahmin ederek deneylerden elde edilen sonuçları yorumlayabildiği için yapay zekâ bu görevlere çok uygun bir seçimdir.

Yapay zekâ, nanoteknolojiye yüksek derecede hatasızlık ve etkinlik sağlıyor. Bu da yapay zekanın bir an önce kullanılmaya başlanması için araştırma bölümlerinin birden fazla nanoteknoloji tesisi açmasına katkıda bulunuyor.

Dahası yapay zekâ, yüksek seviyede hassasiyet gerektiren uygulamalarda bile nanorobotların karışık ön programlamasını yapabilecek özelliklere de sahip bulunuyor. Yapay zekâ, medikal uygulamaları da içeriyor çünkü nanoparçacıkların parazitler gibi nüfus edebilirliği tıp alanında da rağbet görüyor.

Yukarıda bahsedilenlere ek olarak nanoteknoloji, kök hücrelerin komutla kemik hücrelerine dönüşmesini sağlayarak birden fazla hastalığa da çözüm üretebilir. Yapay zekanın kök hücreleri kontrol ederek hasarlı olanların değiştirilmesini ya da onarılmasını sağlaması yeni insan organlarının oluşturulmasıyla da sonuçlanabilir. Bu, yapay zekâ tarafından kontrol edilen nanobotların kök hücrelerden yeni organlar üretebileceği anlamına gelir.

Kanser araştırmacıları uzun yıllardır insan vücudundaki iyi ve kötü hücreler üzerine çalışıyor. Yapay zekadan faydalanarak iyi ve kötü hücreler daha kolay bir şekilde ayırt edilebilir. Ayrıca nanorobotlar, bu kararları vermelerine yardımcı olmak için denetimsiz makine uygulamalarına da yardım edebilir.

İnsan vücuduyla ilgili geniş bir veri kütüphanesi yardımı ve bu hücrelerin normal hücrelere göre görünüşlerindeki fark ile hücrelerin enfekte olup olmadığını anlayan bir yapay zekâ modeli eğitilebilir. Nanorobotlar tarafından bu modelin eğitilmesi; sorunu çözmek ve sadece etkilenen hücreleri yok etmek amacıyla yapılabilir.

nanoteknoloji

Yapay Zekâ ve Nanoteknoloji Ortaklığı Açlık Sorununun Önüne Geçebilir mi?

Yapay zekâ ve nanoteknoloji ortaklığı sadece tıp alanıyla sınırlı değildir. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki birçok şirket, nanoteknoloji ve yapay zeka iş birliğini insan gıdasının evriminde bir sonraki adıma koymayı hedefliyor.

Ortada et yok iken et gibi görünen, kokan ve tadı ete benzeyen bitki bazlı ürünler oluşturmak için çalışıyorlar. Bu fikir, veganlığın tarihi kadar eski olmasına rağmen, şirketler yapay zekanın kendilerine daha önce görülmemiş araçlar sunduğunu savunuyor.

Yemek, sahip olduğu tadı ve aromayı mikro bileşenlere borçludur. Bu sebeple yiyeceğin bileşenleri en temel seviyelerine kadar ayrılır. Bu bileşenler genellikle karbonhidrat gibi spesifik moleküllerden ya da protein, yağ gibi diğer bileşenlerden oluşur. Bu bileşenlerin replikasyonu hayvansal ürünler olmadan daha zor gerçekleştirilir.

Yapay zekâ, yine de yiyeceklerin temel bileşenlerini çoklu permütasyon ve kombinasyonlarla birleştirmenin çeşitli yollarını bulmuştur. Bu sayede gerçeğe yakın sonuçlar elde etmeyi başaran yapay zekâ algoritmaları, hayvansal kaynağa sahip ürünler için de yeni bileşenler ve formülasyonlar bulmuştur. Elde edilen sonuçlar istenileni vermediğinde ise bu durum, araştırmacılar tarafından düzeltilerek tatmin edici bir sonuca dönüştürülür.

Şimdiye kadar NotCo gibi şirketler bu yöntemi; mayonez, çırpılmış yumurta, kurabiye hamuru gibi akışkan yiyeceklerde kullanmıştır. Bunun sebebi, katı yiyeceklerin bu işlem için çok daha zor ve karışık bir prosedür içermesidir. NatCo, Giuseppe olarak bilinen algoritmayı kullanarak et tadı için ölçülebilir ve kabul edilebilir bir sonuca ulaşmayı hedefliyor.

Hayvancılık dünyadaki en büyük ve yoğun kaynaklı pazar alanları arasında yer alıyor. Birçok araştırma ise hayvancılığın dünyadaki sera gazı emisyonlarının yüzde 60’ını işgal ettiğini söylüyor. Yukarıda bahsedilen yapay zekâ kaynaklı çözümler ise hayata geçirildikleri takdirde çiftlik hayvanları tarafından kullanılan toprağın ve suyun serbest kalacağına işaret ediyor.

Bunun gibi çözümler dünyayı olduğundan daha yeşil bir hale sokmasa bile geleceğimizin daha yeşil olabileceğini anlatıyor.

nanoteknoloji

Nano Bilgisayarlar Yapay Zekanın Geleceğini Güçlendiriyor

Nano-işlem, şu anda yapay zekanın en büyük gereksinimleri arasında bulunuyor. Nanoteknolojide grafik işleme birimlerinin sunduğu bilgi işlem gücünü aşabilecek kapasiteye sahip önemli ilerlemeler kaydediliyor.

Buna ek olarak derin öğrenme gibi modelleri kullanan yapay zeka sistemlerinde de büyük ölçekli atılımlar görülüyor. Nano-etkin donanım, birçok bilgisayar üreticisi için bilgisayar yeteneklerini geliştirirken donanımı küçülten bir araç olmuştur.

Önde gelen bilgisayar üreticilerinden IBM, ilk yapay faz değiştiren nöronların yaratılmasıyla bunu gösterirken diğer teknoloji devleri de zamanla bu alana ilgi göstermeye başladı. 

Kriptoparalar hakkında; merak ettikleriniz, öğrenmek istedikleriniz, soru-cevap, güncel analizler için Telegram kanalımızda bizi takip edin ve iletişimde kalın. KoinSaati’nin Telegram Kanalına katılmak için tıklayınız.

Nergis Kartal tarafından yazıldı.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Matematik bölümü 3.sınıf öğrencisi. İnternette farklı sitelere hem Türkçe hem de İngilizce olarak içerik yazarlığı yapıyor. Ayrıca internette gönüllü matematik dersleri veriyor. Okuduğu bölüm sayesinde her geçen gün yeni şeyler öğreniyor. Blockchain teknolojisiyle tanışalı uzun zaman olmadı ve kendisini bu alanda geliştirmeye çalışıyor.

Türk Kripto Fenomenleri

Türk Kripto Fenomenleri Bu Hafta Neler Konuştu |10 Eylül 2021

DeFi

DeFi’de Scam Tokenlerden Kaçınmanız İçin 6 Basit Adım