içinde

Mikrodalganın İcadının İlginç Hikayesi

Donuk halojen ışık, dönen bir cam levha ve biraz sonrasında “bip” sesiyle sona eren uğultu… Mikrodalga fırının görünüşü, çıkarttığı sesler ve kokular bugün neredeyse hepimize tanıdık geliyor. Mikrodalga günümüz mutfaklarının birçoğunun vazgeçilmez üyesi. Böylesi kullanışlı bir teknolojinin arkasında ise hayli ilginç bir hikaye var.

Mikrodalga fırınlar, sunduğu hız ve kolaylık nedeniyle oldukça seviliyor. Pratiklikleriyle epey ünlü olsalar da icatlarının hikayesi o kadar tanınır değil. İşin aslı mikrodalga fırın, 70 yılı geçkin süre önce Percy Spencer isimli bir Raytheon mühendisi tarafından tesadüfen icat edildi. Spencer, askeri sınıf bir magnetronu test ederken, aniden atıştırmalıklarının eridiğini fark ettiğinde mikrodalganın da hikayesi başladı.

Mucidin torunu George “Rod” Spencer Jr. Popular Mechanics’e “Büyükbabam gürültücüydü, her şeyi, her zaman gerçekleştirmeyi istiyordu” diyor ve ekliyor “'(Onun için) ‘zorluk’ yoktu, her şey adeta çözülmesi gereken bir sorundu. Çözeceğine dair de herkesin ona güveni tamdı.”

Percy Spencer Kimdir?

ABD’nin Maine Eyaleti’ndeki Howland şehrinin vahşi doğasında fakirlik içinde büyüyen Spencer, çok az resmi okul eğitimi aldı. Şimdi öğle yemeğini mikrodalgada ısıtan çoğumuzun aksine sık sık yemeğini avlamak zorunda kaldı. Otomobil ve elektrik gibi modern kolaylıklar genç Spencer’a yabancıydı. Yine yaşadığı bölgeyi dolduran değirmenlere merakı sayesinde mühendisliğe başladı.

12 yaşında bir kasabadaki makaralı değirmende çalışmaya başladı. 14 yaşında Spencer, yakındaki kağıt fabrikasına elektrik kurmak için işe alındı. Birkaç yıl sonra Titanik’in telsiz operatörlerinin kahramanca eylemlerinden o kadar ilham aldı ki donanmaya katıldı ve radyo teknolojisini öğrendi. Spencer daha sonra bu günleri “Bir sürü ders kitabı aldım ve geceleri nöbet tutarken kendi kendime öğrendim” ifadeleriyle açıklayacaktı.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Spencer, mühendis Vannevar Bush’un eş kurucusu olduğu yeni kurulan American Appliance Company’de bir iş buldu. Bush bugün özellikle Manhattan Projesi’ni organize etmesi ve ayrıca bilgisayar devrimine ve internete yol açan birçok yeniliği öngörmesiyle tanınır. 1925 yılında şirket adını Raytheon Manufacturing Company olarak değiştirdi. Bugünse hala füzeler, askeri eğitim sistemleri ve elektronik harp ürünleri üretiyor.

20’lerine geldiğinde Spencer, Raytheon’un en değerli ve tanınmış mühendislerinden birisiydi. Raytheon Müttefik kuvvetler için radar teknolojisini geliştirmeye çalıştığı II. Dünya Savaşı yıllarında, Spencer şirketin sorun çözücüsüydü. Örneğin, vt tapalarının veya top mermilerinin tetiklenmesine izin veren ateşleyicilerin geliştirilmesine yardımcı oldu. Bu sayede hedefe çarpmadan önce havada patlayacaklardı.

Popular Mechanics’e gönderdiği bir e-postada, mevcut Raytheon mühendisi ve yarı zamanlı şirket tarihçisi Chet Michalak, Spencer’ın “üretim sorunlarına basit çözümler bulmakta usta olduğunu” söylüyor.

Spencer, radar magnetronlarını seri üretmenin daha verimli ve etkili yolları üzerinde çalışırken birkaç patent kazandı. Radar magnetron, titreşen ses oluşturmak yerine titreşen elektromanyetik dalgalar yaratan bir çeşit elektrikli düdüktür. Michalak’a göre o zamanlar Spencer, radar setlerinde kullanılacak magnetron tüplerin güç seviyesini iyileştirmeye çalışıyordu. 1946’daki o önemli günde, Spencer magnetronlarından birini test ettiği sırada, öğle yemeği için hazırlık yapmaya başladı. Bu esnada elini cebini attığında şok edici bir keşifte bulundu: Cebindeki fıstıklı çikolata erimişti.

Biraz Atıştırmalık Çikolata

Bu kadar iyi bir hikaye, yıllar geçtikçe değişmeden edemiyor. Efsanenin bazı anlatımları, Spencer’ın eurekasına yol açan şeyin erimiş bir çikolata olduğunu söylüyor. Fakat bugün Rod Spencer’a sorarsanız, size bunun tamamen yanlış olduğunu söyleyecektir.

“Doğayı severdi (Maine’deki çocukluğunun da etkisiyle).. özellikle küçük arkadaşları sincapları. Öğle yemeğinde onları kırmak ve beslemek için her zaman cebinde fıstıklı çikolata taşırdı.” diyor torun Spencer büyükbabası hakkında. Burası önemli bir detay. Çünkü çikolata çok daha düşük bir sıcaklıkta (yaklaşık 26,6 santigrat) erir. Bu da bir fıstıklı çikolata barının mikrodalgalarla eritilmesinin çok daha dikkat çekici olduğu anlamına gelir.

mikrodalga

Olan biteni anlamaya çalışan Spencer magnetron ile başka bir test daha yaptı. Bu sefer tüpün altına bir yumurta koydu. Dakikalar sonra yumurta patladı ve tüm suratı yumurta parçalarıyla kaplandı. Ertesi gün, Percy Spencer yanında mısır tanecikleri getirdi. Yeni icadıyla onları patlattı ve patlamış mısırlarını iş arkadaşlarıyla paylaştı. Mikrodalga fırın doğmuştu.

Bu noktada şunu merak ediyor olabilirsiniz: Spencer mikrodalga fırınlarla yemek pişirmenin güvenli olduğunu nasıl bildi? Torununa göre, bilmiyordu. Bugün, mikrodalgalar tarafından yayılan düşük dozlarda elektromanyetik radyasyonun genellikle güvenli kabul edildiğini biliyoruz. Bununla birlikte FDA, düşük mikrodalga seviyelerinin zaman içinde insanlar üzerindeki etkisini değerlendirmek için hiçbir çalışma yapılmadığını kabul ediyor. Hala mikrodalgaların bizi öldürdüğüne sıkı bir şekilde inananlar var.

Gelgelelim 1940’larda bu bilgi mevcut değildi. Rod Spencer Jr., “Bu onun umurunda değildi. O yıllar, insanların kanserden kurtulmak için boyunlarına nükleer şeyler taktıkları zamandı.” diyor.

mikrodalga
Amana® Radarange® Mikrodalga Fırın. Kaynak: National Museum of American History

1947’de, Spencer’ın tatlı kazasından sadece bir yıl sonra, ilk ticari mikrodalga fırın piyasaya çıktı. “Radarange” olarak adlandırılmıştı, yaklaşık 340 kg. ağırlığında ve fiyatı 2.000 dolardan fazlaydı. Söylemeye gerek yok ki pek fazla satış yapamadı. Ev için yapılan ilk mikrodalga 1955’te piyasaya sürüldü, ancak pahalı olduğu ve mikrodalga teknolojisinin hala bilinmediği için piyasaya sürülmedi. Amana’nın kompakt Radarange’i piyasaya sürüldüğü 1967’ye kadar Amerikan evleri mikro dalga ile tanışamadı. 1967’den itibaren ise Amanda’nın mikrodalga fırını gittikçe popülerlik kazandı. 1975 yılı itibarıyla her yıl 1 milyon mikrodalga fırın satıldı.

Bugün, Rod Spencer Jr. bir proje yöneticisi ve ayrıca büyükbabası gibi mühendis. Büyükbabası hakkında bir kitap yazıyor. “Bu hikayeleri anlatmayı seviyorum. Onlarla o kadar çok büyüdüm ki kafam dolu. Çılgındı, zekiydi ve herkes onu severdi.” Neyse ki o da sincapları beslemeyi severdi.

Kaynak: Popular Mechanics

Kriptoparalar ve blockchain hakkındaki her türlü sorunuz için Telegram kanalımıza davetlisiniz. Kanala katılmak için tıklayınız.

Berat Yusuf Öz tarafından yazıldı.

Lisans eğitimini ESOGÜ Tarih Bölümünde tamamlayan Berat Yusuf, eğitimine Anadolu Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans ve Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Lisans programlarında devam etmekte. İktisat Tarihi, finans, para piyasaları, blok zincir ve kripto paralar ile ilgilenmektedir.

E- Kitap Okuyucu Alırken Dikkat Edilmesi Gereken 9 Özellik

Akıllı Ev

Geleceğe Bakış: 100 Yıl İçinde Evlerimiz Ne Durumda Olacak