içinde , ,

Burak Ordu Özel Röportajı: Stablecoin ve DeFi’ler Nereye Gidiyor?

Türk kripto para topluluğunun tanınan analistlerinden olan Burak Ordu, KoinSaati ekibine bu hafta verdiği röportajda DeFi, Stablecoin’ler ve kripto paralar hakkındaki görüşlerini, siz değerli okuyucularımızla paylaştı. Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için tekrar çok teşekkürler.

  • Merhabalar, isterseniz kendinizden bahsederek başlayalım?

Merhabalar, İstanbul doğumluyum. Yüksek Lisansımı “İstatistik ve Veri Madenciliği” alanlarında tamamladıktan sonra yaklaşık 8 yıl boyunca ABD’deki büyük ölçekli bankaların ve finansal kurumların veri analitiği departmanlarında uzman ve yönetici olarak çalışma fırsatı yakaladım. Bitcoin ve kripto paralar ile 2014 yılının başlarında tanıştım. Bu piyasanın geleceğine inandığım için 2016 yılına kadar devam eden şiddetli ayı piyasasında sektörden kopmamayı başardım, araştırmaya ve öğrenmeye devam ettim. 2016 yılı sonlarında piyasanın düzelmeye başlamasıyla beraber işimden ayrılarak tamamen kripto para sektörüne odaklanmaya karar verdim. Şimdi ise kripto para yatırımcısı olarak hayatıma devam ediyorum. Daha çok DeFi ve token-ekonomisi alanlarıyla ilgileniyorum. Bunun yanında çeşitli projeler için “masternode veya full node” çalıştırarak kripto ekosistemine katkıda bulunmaya çalışıyorum.

  • DeFi’lerin ve merkeziyetsiz borsaların altın çağı yaşadığı bir yılı geride bıraktık, sizce stablecoin’ler bu yükselişe ne ölçüde katkı sağladı?

Stablecoinler DeFi projelerinin kullanılabilirliğinin artışında oldukça önemli bir paya sahip. DeFi ekosistemi aslında çok yeni ortaya çıkan bir şey değil. Uniswap, Maker, Compound, Synthetix ve Kyber Network gibi DeFi protokolleri 2019 yılından beri aslında aktif biçimde kullanılan projelerdi. Bunların güvenliği konusundaki şüpheler, stabilcoinlerin miktarının az olması ve DeFi uygulamalarının teşvik mekanizmalarının yetersiz olması o dönemlerde DeFi uygulamalarındaki likiditenin artışını engelledi. 2020 yılı itibariyle bu sürecin tamamen değiştiğini gördük.

DeFi

Bir taraftan kripto piyasasının büyümesi ile doğru orantılı olarak stabilcoin miktarı artarken, diğer taraftan likidite madenciliği ve yield farming gibi teşvik mekanizmalarının ortaya çıkmasıyla birlikle yatırımcılar cüzdanlarında veya borsalarda âtıl olarak bekletiyor oldukları stablecoinler ile DeFi projelerine likidite sağlayarak yüksek getiriler elde etmeye başladılar. Likidite artışı ile beraber DeFi protokolleri üzerinde gerçekleşen işlem hacimleri ve üretilen parasal değer arttı. Bu artış ile DeFi tokenlerinin değerleri de yükselişe geçti. Daha fazla likidite, daha düşük slipaj ile daha büyük işlemler yapmaya imkân sağladığı için kripto fonları da sıklıkla modüler DeFi ürünlerini kullanmaya başladılar. Buna piyasaya yeni giren projeler tarafından sunulan yield farming fırsatları da eklenince bir patlama gerçekleşti.

  • Yeni ABD yönetiminin kripto para ve stablecoinlere karşı nasıl bir tutuma gireceği belirsiz. Bu belirsizlik piyasada bir endişe yaratıyor. ABD ve SEC yönetiminin önümüzdeki süreçte nasıl bir tavır alacağını öngörüyorsunuz?

Her ne kadar kripto sektörü olarak yakın geçmişte 1 trilyon dolar büyüklüğünde bir piyasa değerine ulaşmış olmamıza rağmen, dünya genelindeki bütün varlıklarla (altın, hisse senedi, emlak vs) kıyasladığımızda hala çok küçük olduğumuzu söyleyebilirim. Bu nedenle ABD’nin kripto paraları ve stabilcoinleri yeterince önemsediğini söyleyemem. Bu nedenle mevcut sistemin yeni yönetime rağmen aynen olduğu gibi devam etme ihtimali yüksek. Abd’de kripto paraların tamamen yasaklanması gibi bir şey zaten söz konusu değil. Ancak “utility ve security” sınıfına giren dijital varlıkların ayırt edilmesine yönelik çalışmalar devam edecek, ve security yani menkul değer sınıfına girdiği tespit edilen varlıklar eğer Amerikan borsalarında listelenmişlerse büyük ihtimalle delist edilecekler.

Tether

ABD’de kripto sektörü açısından en büyük problemin vergiler olduğunu söyleyebilirim. DeFi veya merkezi borsalar üzerinde yapılan hemen hemen her türlü işlem vergilendirilebilir işlem olarak değerlendiriliyor. Bir diğer problem ise Abd tabanlı projelerin token satışı sürecinde yasal zorluklarla karşılaşıyor olmaları. Tüm bu problemler kripto yatırımcılarının, fonların ve girişimcilerin ABD’yi terketmelerine ve başka ülkelere göç etmelerine neden oluyor. Bireysel yatırımcılar açısından değerlendirdiğimizde ise yeni projeler halka açık token satışı yapmak yerine daha çok akredite yatırımcılardan veya fonlardan ön yatırım almayı ve tokenlerin önemli kısmını projeye likidite sağlayan veya farklı yollarla projeye katkıda bulunan kullanıcılara uzun vadede ücretsiz dağıtmayı tercih ediyorlar. Bunda da ABD’nin kripto paralara olan yaklaşımının etkisi bulunmakta.

  • Özellikle son zamanlarda Tether (USDT) hakkındaki dava çok konuşulmakta. Bu davadan çıkacak olumlu veya olumsuz sonuçlar kripto para piyasasını ne ölçüde etkiler? Yoksa Ripple’da olduğu gibi negatif etki sınırlı mı kalır?

Tether ile ilgili sıkıntıların önümüzdeki yıllarda devam edeceğini düşünüyorum. USDT piyasa değeri iyice yükseldiğinde yani 100 milyar dolar seviyelerinde aştığında Tether firmasına ve bu şirketin yöneticilerine devletler tarafından yapılan baskılar iyice artacaktır. Bu nedenle kısa vadede herhangi bir sonuç beklemesemde, uzun vadede Tether’in bütün stablecoinler içindeki payının zamanla azalacağına inanıyorum. İlerleyen süreçte Tether ile ilgili gelişmeler sonucunda piyasada bir takım çalkantılar meydana gelse bile bunlar büyük ihtimalle kısa vadeli olur. Diğer taraftan özellikle USDC’yi, USDT için önemli bir alternatif olarak görmekteyim. Regüle bir stablecoin olması ve piyasaya sürülen bütün USDC’lerin karşılığı olarak tuttukları parayı şeffaf biçimde gösterebiliyor olmaları USDC’nin daha güvenilir olmasını sağlıyor. Aynı zamanda likidite madenciliği yapılan DeFi uygulamalarında USDC’nin daha fazla tercih edildiğini görmekteyiz.

  • BUSD, USDC, USDS gibi pek çok stablecoin piyasada bulunuyor. Bu çeşitlilik sizce piyasaya zarar mi verir yoksa çeşitlilik olması fayda mı sağlar?

Bu çeşitlilik bence iyi bir şey çünkü yatırımcıların stablecoinlere bakış açıları ve kullanım biçimleri farklılık göstermekte. Ayrıca herhangi bir stabilcoin’de yaşanabilecek olumsuz bir gelişme sonrası yatırımcılar için başka alternatiflerin olması faydalı. 2018 yılı sonlarında yaşanan Tether ile ilgili olumsuz gelişmelerden sonra diğer stablecoinlere olan talebin arttığını ve piyasaya çok sayıda yeni stablecoin’in sürüldüğünü görüyoruz. Elbette bunların hepsi uzun vadede başarılı olamayacaklar ve belkide büyük bir kısmı ilerleyen yıllarda sonlandırılacaklar.

Stablecoin

Stablecoin’leri fiat teminatlı merkezi stablecoinler, kripto teminatlı stablecoin’ler ve algoritmik stablecoin’ler olarak sınıflandırırsak her bir sınıfın kullanıcılara sağladığı farklı avantajlar olduğunu göreceğiz. Örneğin USDC gibi merkezi stablecoinler daha kolay nakite geçme imkânı sağladıkları ve merkezi borsalarda daha likit paritelerde kullanıldıkları için tercih edilmeye devam edecekler. DAI veya USDC gibi stablecoinler ise hem DeFi ekosistemindeki kullanım imkanları hem de merkeziyetsiz yapıları sayesinde bloke edilmeleri mümkün olmadığından kullanım görmeye devam edecekler. Teminat karşılığında oluşturulan stabilcoinlerin talebi karşılamakta yetersiz kalmaları durumunda ise algoritmik stabilcoinlerin ön plana çıkmaları söz konusu olabilir.

  • Kripto para yatırımcılarının Ponzi ekonomilerinden zarar görmemesi için onlara ne tavsiye edersiniz? Özellikle yield farming’lerin çoğalması ile bunların yarattığı mağdur sayısında da artış gözlemlendi. Bu konuda nelere dikkat edilmeli?

Yatırımcıların bu konuda zarar görmemeleri için ilk olarak temel analiz öğrenmeleri gerekiyor. Ne yazık ki, kripto paraların temel analizi ile ilgili yeterli kaynak bulunmamakta. Bunun sebeplerinde biri bu alanın çok yeni olması ve bu konuda çok fazla bilgi kirliliğinin olması. Temel analiz yapıyorum zanneden birçok yatırımcı aslında çok farklı bir şey yapıyor ve bunun farkında değil. Yatırımcılar en azından yatırım yaptıkları projelerin piyasa değerlerini, dolaşım oranlarını, token dağılımlarını ve token dağıtım takvimlerini incelemeliler. Piyasa değerine ek olarak bütün arzın toplam değerini (Fully Diluted Valuation) gözden geçirmeliler ve diğer benzer projelerle karşılaştırmalılar. Dolaşım oranı aşırı düşük olan kripto paraların tokenlerini tepe fiyatlardan kesinlikle almamalılar.

Stablecoin

Ponzi ekonomilerinin temel özelliklerinden birisi kendi tokenlerine likidite sağlayan kullanıcılara başlangıçta aşırı yüksek getiriler sunmaları. Eğer sağlanan likidite bir DeFi projesinin kullanımını arttırmaktan çok token fiyatını arttırmaya yönelikse yatırımcıların bu tip projelerden uzak durmalarında da yarar var. Bunun haricinde projenin çalışan bir ürünü olup olmadığını kontrol etmeleri gerekiyor. Kullanmadıkları, ne işe yaradığını veya nasıl kullanıldığını bilmedikleri projelere yatırım yapmaları son derece riskli. Özellikle anonim ekipler tarafında ortaya çıkarılan projelere karşı aşırı tedbirli olmaları gerekiyor. Son olarak projelerin duyuru akışlarını takip etmek o projenin başında olan kişilerin niyeti konusunda yatırımcılara fikir verecektir. Organik biçimde büyümeye çalışan bir proje token fiyatının başlangıçta çok hızlı biçimde artış göstermesini istemez. Çünkü eğer böyle bir şey olursa uzun vadeli yatırımcılar mağdur olabilirler. Bu nedenle güncellemeler ve duyurular düzenli biçimde fiyattan bağımsız olarak yapılır. Ponzi ekonomisine dayalı projeler ise tam tersine fiyatın kısa vadede olabildiğince yükselmesini amaçlarlar. Fiyat yükselişe geçtiği dönemlerde güncelleme ve duyuru sayısını maksimuma çıkarıp fomo oluşturmaya çalışırlar.

  • Çeşitli ülkelerde Merkez Bankaları dijital paraya geçiş çalışmalarına başladı. Sizce bundan sonraki süreçlerde mevcut stablecoinler bu çemberde yer alacak mı? Yoksa olası regülasyonlar sonrası mevcut stablecoin’ler elenir mi?

Başlangıçta mevcut stablecoin’lerin bu çemberde yer alacaklarını sanmıyorum. Bunun için bankaların ve finansal kurumların mevcut stablecoin’leri desteklemeye başlamaları ve bunun içinde yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor. Nitekim bu konuda Abd dahil bazı ülkelerde yapılan çalışmalar var, ancak mevcut stablecoin’lerden ziyade J.P. Morgan gibi geleneksel bankacılığın içinden gelen oyuncuların çıkaracakları stablecoin’lerin bu konuda daha avantajlı olacaklarını söyleyebilirim. Fakat ilerleyen aşamalarda bazı Merkez Bankaları tarafından üretilen dijital paralar, likidite avantajından faydalanmak ve kullanımlarını arttırmak istedikleri için DeFi ekosistemine katılmaya karar verebilirler.

  • DeFi’lerde TVL (Total Value Locked) gittikçe artıyor, artık bu DeFi likidite havuzlarının kriptoda uzun vadede kalabileceğini söyleyebilir miyiz? Yoksa olası bir korku dalgasında DeFi’ler büyük zarar görürler mi?

Evet, söyleyebiliriz. Stablecoin miktarı arttıkça TVL artmaya devam edecek. Hatta bugünkü rakamlar önümüzdeki yıllarda komik bile kalabilir. Bu nedenle dominans olarak bakıldığında DeFi projelerinin toplam büyüklüğünün kripto para piyasasının toplamından alacakları payın artmaya devam edeceğini düşünüyorum. Öncelikle blue-chip olarak adlandırılan ve DeFi ekosisteminin altyapısını oluşturan Uniswap, Aave, Synthetix, Compound, Curve, Maker gibi projeler ile daha henüz emekleme aşamasında olan, yeterince kullanım kazanmamış ve hatta ortada çalışan bir ürünü olmayan DeFi projelerini birbirinden ayırmak gerekiyor. Blue-chip olarak nitelendirilemeyecek projeler daha fazla risk içermekle beraber uzun vadede başarılı olmaları durumunda çok fazla getiri imkânı da sağlayabilirler.

Stablecoin

Diğer taraftan TVL ve DeFi ekosisteminin büyüyecek olması her DeFi projesinin değerleneceği anlamına gelmiyor. Burada da büyük bir yarış ve bu piyasaya giren çok sayıda yeni oyuncu var. Organik biçimde kullanıcı sayısını ve işlem hacmini arttıramayan, parasal değer üretemeyen veya bu üretilen değeri token sahiplerine bir şekilde yansıtamayan projeler piyasadan tamamen silinmeseler bile uzun vadede bu yarışın gerilerine düşecekler. DeFi projeleri için en büyük tehdit ise muhtemel hacklenme ve saldırı olayları. Eğer çok büyük bir hacklenme yaşanırsa bu bütün DeFi ekosisteminde önemli kayıplara sebebiyet verebilir. Fakat bu değer kayıplarının uzun süreli olacağını sanmıyorum, çünkü sektör geçmişten ders çıkararak kısa zamanda toparlanmayı ve yenilenmeyi başarabildiğini bize defalarca gösterdi. Ayrıca Ethereum fiyat hareketlerininde DeFi tokenlerini etkilediği bir gerçek. Eğer piyasa koşullarından dolayı Ethereum fiyatında sert bir düşüş meydana gelirse DeFi tokenlerinin fiyatlarının eylül-ekim aylarında olduğu gibi sert biçimde düştüklerini görebiliriz.

  • DeFi, yield farming, Rebase coin’leri, NFT’ler; kripto para piyasası sürekli oyunu yeniden kuracak, şekillendirecek atılımlar yapıyor, bundan sonraki atılım sizce ne olabilir?

Yeni atılımlar beklemeye gerek yok. Akıllı kontrat teknolojisi nasıl bu piyasa için kalıcı bir inovasyonsa, DeFi ekosistemi de bu piyasanın o kadar kalıcı bir parçası olacak. Günlük kullanıcı açısından bakıldığında DeFi ürünlerini kullanan kullanıcı sayısının halen çok az olduğunu söyleyebilirim. Layer-2 çözümlerinin daha yaygın kullanımı ve Ethereum 2.0 ile beraber işlem ücretlerinin minimal seviyelere inecek olması ile kullanıcı sayısı artacaktır. Bununla beraber DeFi içerisinde çok farklı ve yenilikçi projeler görmeye devam edeceğiz. Merkezi borsalarda yapılan marjin ve opsiyon işlemleri DeFi tarafına kaymaya başlayacak. Sentetik varlıkların kullanımlarının arttığını ve otomatik biçimde algoritmik alım satım yapan fonların önem kazandıklarını göreceğiz.

Stablecoin

Layer-2 çözümleri, zincirler arası işlerlik (Interoperability), STO’lar ve middleware çözümleri önümüzdeki süreçte konuşulmaya devam edecek. Daha uzun vadede ise oyun sektöründe blockchain kullanımı, blockchain tabanlı IoT çözümleri, dağıtık depolama çözümleri ve bu çözümler kullanılarak ortaya çıkarılacak dağıtık uygulamalar kripto piyasasına şekil verebilirler düşüncesindeyim.

  • Türkiye, blockchain ve kripto para açısından oldukça dinamik bir ülke. Ülkemizde sizin dikkatinizi çeken DeFi veya kripto projeleri ümit vadediyor mu? Global anlamda yarışacak bir kripto para sektörümüz oluşacak mı?

BiLira haricinde dikkatimi çeken başka bir proje olmadı açıkçası ama DeFi alanında gelecek vadeden ve desteğe ihtiyacı olan projelere yardımcı olmak isterim. Başarılı olan kripto projelerine baktığımızda bunların hemen hemen hepsinin global projeler olduklarını göreceğiz, yani projeye katkıda bulunan insanlar dünyanın belirli bir bölgesinde değil dünyanın çok farklı yerlerinde ikamet ediyorlar. Bu açıdan kripto sektöründe önemli işlere imza atabilmek için öncelikle küresel bakış açısına sahip olmamız gerekiyor.

Diğer bir problem ise Türkiye’de kriptoya ilgi duyan insanların çoğunluğunun bu işin teknolojisini araştırıp öğrenmekten ve bu teknolojiyi kullanmaya çalışmaktan ziyade kısa sürede para kazanmaya yönelik alım-satım işleriyle uğraştıklarını ve bu işi bir nevi kumara çevirdiklerini görüyoruz. Her şeye rağmen çok sayıda başarılı kripto projesinde önemli görevler alan arkadaşlarımız bulunmakta. Değerli arkadaşlarımız ve hocalarımız tarafından sunulan blockchain eğitim programlarının sayısı artmakta ve bu programlara olan ilginin oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar gelecek adına son derece umut verici gelişmeler diyebilirim.

**Kripto paralar hakkında; merak ettikleriniz, öğrenmek istedikleriniz, soru-cevap, güncel analizler için Telegram kanalımızda bizi takip edin ve iletişimde kalın. KoinSaati’nin Telegram Kanalına katılmak için tıklayınız.

KoinSaati tarafından yazıldı.

Ripple

Ripple (XRP) Teknik Analizi: XRP Fiyatı Piyasadan Pozitif Ayrıştı

Ripple

Ripple (XRP) Yarın Ralli mi Yapacak? WSB’nin Telegram Kanalı XRP’nin Ralli Yapacağını İddia Ediyor!