içinde

Bankacılığın Tarihsel Gelişimi

Bankacılık, bireysel tüketiciler ve işletmeler için nakit, kredi ve diğer finansal işlemleri yürüten bir endüstridir. Kayıtlı tarih boyunca bankalar ve bankacılık çeşitli yöntemlerle para ihraç eden kuruluşlar ve servet depoları olarak var olmuştur.  

En eskileri de dahil olmak üzere bir imparatorluğu yönetmek için ticareti de yönetmek gerekir. İmparatorluğun içindeki ve dışındaki coğrafyalara mal ve hizmet akışını sürdürmek için bir tür bankacılık gerekiyordu. Paranın ortaya çıkışıyla bu değer alışverişi çok daha kolay ve verimli hale geldi. Artık başka mallar için madeni para veya altın gibi şeyler basitçe takas edilebiliyordu.

Bankacılık olmadan bunu yönetecek herhangi bir para birimine sahip olamazsınız. Tek başına paranın piyasaya sürülmesi bile bir tür banka yönetimini gerektirir.

Çoğu insan banka denildiğinde genellikle paralarını yatırdıkları ve borç aldıkları yerler olan bireysel bankaları düşünürler. Bununla birlikte yukarıda değinilen nedenlerle bankaların ilk vücut bulmuş halleri, ekonomilerini yönetmeye yardımcı olmak için hükümetler tarafından işletilen merkez bankalarıydı. Merkez bankaları, bir ekonomide bankacılık hiyerarşisinin en üstünde yer alır ve bireysel bankaların verimli bir şekilde çalışabilmesi ve gelişebilmesi için tüm ekonominin yönetimini ve gözetimini sağlar.

Antik çağda, genellikle bu işlevi tapınaklar yerine getirirdi. Başkaları için para depolamanın ve mevduat sahiplerine güvence sağlamanın yanı sıra, işlevleri öncelikle varlıkları depolamaktı. Bununla birlikte tapınakların borç para da verdiğini gösteren bulgular vardır.

Bu zamanlarda borç vermelerin çoğu, bugün tefecilik diyebileceğimiz şeye benzeyen murabahacı olarak bilinen kişiler tarafından gerçekleştirildi. Bu genellikle mevcut olan tek ticari krediydi.

Roma İmparatorluğu Döneminde Bankaların Kurumsallaşması

Murabahacılar o zamanlar için iyi iş çıkarttılarsa da Romalıların perakende bankacılığı onlara ciddi bir rekabet sağladı. Bu bankalar ticari çıkarlara ve daha belirgin imkanlara sahip olanlara hizmet etme eğilimindeydi. Murabahacılar da böylece sıradan halka hitap etmeye başladılar.

Aslında bu, bugün bile görmekte olduğumuz bir kümelenmedir. Daha yüksek gelirli ve itibarlı olanlar nitelikli bankacılık hizmetlerine erişime sahipken, daha az imkân ve itibara sahip olanlar daha az dostane koşullarla ve daha yüksek risk toleranslıyla karşılaşmaktadır. Borç para verme koşulları her zaman risk barındırmıştır. Dahil olan veya algılanan risk ne kadar fazlaysa, şartlar o kadar az elverişlidir. Daha yüksek temerrüt oranlarını telafi etmek için daha yüksek faiz oranlarının uygulanması bunun yansımasıdır.

Romalılar tarafından geliştirilen organize bankacılık, imparatorlukları ile beraber yıkılırken, özündeki fikir, yasa gücünün bankacılık kurumlarını korumak için kullanıldığı yerlerde devam etti. Bankalar borçların ödenmemesi üzerine araziye el koyabilirlerdi. Bu yöntemin alacaklı tarafından her zaman iyi olarak görüldüğü söylenemez. Bununla birlikte bu ve benzeri uygulamalar bankaların kurumsal olarak hem güvenli hem de kârlı olmasını sağlamak için esastı. Sonuçta bu iki özellik bankacılık sisteminin yürümesi için vazgeçilmez unsurlardı.

Olası bir banka başarısızlığı kadar endişe kaynağı olmaya yaklaşan başka bir konu yoktur. Bugün bile insanlar, son derece yüksek düzeyde düzenlenmiş bankacılık ortamında bunun endişesini taşımaktalar. Düzenlemeler elbette yardımcı oluyor. Yine de bir bankanın varlıklarını makul bir ölçüde, olası kayıplarını da kabul edilebilir bir düzeyde tutarak, bankanın en azından ödeme gücünü koruma yeteneği en önemli faktördür.

Çok az kişi bir bankanın borçlarını önemser, ancak bankanın varlıkları onların borçlarıdır. Özü itibarıyla, bir bankada mevduatta tutulan varlıklarımız olduğunda, onlara borç para veriyoruz ve tıpkı bankanın başkalarına borçlarını tahsil etmek istediği gibi bu borçtan tahsil etmek istiyoruz. Dolayısıyla, bir bankanın borçlarını tahsil etme kabiliyetini korurken, bize olan borçlarını tahsil etme konusunda da korunmuş oluyoruz. Bankalara yasal yetki verilme ihtiyacı bu yüzden duyulmaktadır.

Bankalar Devasa Kurumlar Haline Geliyor

Zamanla, bankacılık olgunlaştıkça ve hem varlıklarını hem de risklerini yönetmede daha verimli hale geldikçe, eski günlerin zorlu koşulları azaldı. Kişi artık borçlarını ödemediği için cezai kovuşturmaya tabi değildir ve bu borçlar kişinin çocuklarına da geçmez. Ayrıca kişi iflas ilan etme ve kendi tarafında kanunun korunmasını talep etme olanağına sahiptir.

Romalıların alacaklı-borçlu ilişkisi, yüzyıllar boyunca bankacılık sektörüne iyi hizmet etti. Sonraki zamanlarda, kurumsal olarak borç verme sistemi Katolik Kilisesi tarafından alındı. Tefeciler hala gelişiyordu, ancak genellikle Katolik Kilisesi’nin talep ettiğinden çok daha yüksek faiz oranları uyguladıkları için Kilise tarafından itibarsızlaştırıldılar.

Kurumlar olarak bankaların gücü ve kapsamı yıllar içinde büyüdü, öyle ki tüm krallıklara borç verecek kadar büyüdüler. Bu krallıkların çoğu, 16. yüzyılda İspanya’da olduğu gibi, iflas noktasına kadar çok ağır borç aldı. Bazen bir banka bir savaşta her iki tarafa da borç verirdi. Örneğin Rothschild’ler Napolyon Savaşları sırasında hem Fransa’ya hem de İngiltere’ye borç verdiler.

Ülkelerin borçlu olması bankalara oldukça fazla güç aktarıyor. Bununla birlikte bu bazı zamanlar abartılabilir ve hatta bankacıların tüm kararları verdiğine dair komplo teorilerine yol açabilir. Bu bir zamanlar böyle olmuş olabilir, ancak kamu borcu artık birkaç kişinin elinde değil, bunun yerine çoğunlukla halk tarafından tutuluyor.

Serbest Piyasa ve Modern Bankacılık

Bugün bildiğimiz şekliyle modern bankacılığın kökleri, bankacılıkta çok daha serbest piyasa yaklaşımını savunan İngiliz iktisatçı Adam Smith’in “bırakınız yapsınlar” (laissez-faire) felsefesinde yatmaktadır. Smith’in yaşadığı dönem aynı zamanda Amerikan Devrimi’nin yaşanmakta olduğu zamanlardır. Genç ülke, ilk yıllarda endişe verici sayıda banka başarısızlığına yol açmasına rağmen, bankacılıkta daha piyasa merkezli bu yaklaşımı benimsemeye hevesliydi.

Bankaların iş taleplerini karşılayabilmek için zaman zaman yardıma ihtiyacı olduğu açıktı. Amerikan hükümeti bu sorunla ilgilendi. O zamanlar bankalar paralarını piyasaya kendileri sürerdi ve kişi, parasını yatırdığı banka iflas ederse tüm parasını kaybederdi.

Ulusal banka, insanların banknotlarını üye bankalardan değiştirmesine izin verdi ve bu fazlasıyla emniyet ve güven sağladı. O zamanlar bu bankacılıkta en büyük sorundu, çünkü mevduat sahipleri alarma geçtiğinde bir bankaya hücum etmek, bu bankanın ölümünü tetikleyebilirdi.

Nihayetinde banka tarafından ihraç edilen banknotların yerini tamamen ulusal para birimi aldı. Bugün de Amerikan Doları ülkedeki tek yasal para birimi ve aynı zamanda dünyadaki en baskın para birimidir.

O günlerde bankacılık uygun bir düzenlemeden yoksundu ve çok büyüyen başarılı bankalar genellikle J.P Morgan’ın birkaç çok büyük işletmeye dahil olması gibi diğer endüstrilere yoğun bir şekilde dahil olacaklardı. Bu durum, ticaretteki böylesi tehditlere karşı koruma sağlamak için anti-tröst yasasının oluşturulmasına yol açtı.

1907’de Morgan’ın eylemleriyle bir mali kriz önlendi. Morgan o kadar büyük bir güce sahipti ki bunu tek başına başarılı bir şekilde yapabildi. Bunun bazı insanları rahatsız etmesiyle 1913’te ekonominin yanı sıra bankaların gözetmeni olarak Federal Rezerv (FED) kuruldu. Ana Federal Rezerv ve 12 bölgesel Federal Rezerv bankası, ekonomiye ve bankacılık sistemine çok daha fazla istikrar sağlamaya hizmet ediyor. Bu sadece piyasaya bırakılsaydı muhtemelen aksi olurdu.

Ekonomik yönetimin temel amacı, normal iş döngülerinin keskinliğini azaltmak ve özellikle aşağı yönlü güçleri hafifletmektir. Piyasa en azından bir şekilde verimli işliyor olsa da hem bankaları hem de insanları mutlu etmek için ekonomiyi ve para arzını aktif olarak yönetmek çoğu zaman gereklidir.

Bankacılık, eski çağlarda tarımsal ürünlerin mevduat olarak kullanıldığı günlerden bu yana çok yol kat etti. Artık çok sıkı bir şekilde düzenleniyor ve organize ediliyor. Günümüzde oluşturulmuş olan sistem insanlara güven verebiliyor, ki bankalar söz konusuysa bu kesinlikle temel bir zorunluluktur.

Kaynak: MarketReview

Kriptoparalar ve blockchain hakkındaki her türlü sorunuz için Telegram kanalımıza davetlisiniz. Kanala katılmak için tıklayınız.

Berat Yusuf Öz tarafından yazıldı.

Lisans eğitimini ESOGÜ Tarih Bölümünde tamamlayan Berat Yusuf, eğitimine Anadolu Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans ve Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Lisans programlarında devam etmekte. İktisat Tarihi, finans, para piyasaları, blok zincir ve kripto paralar ile ilgilenmektedir.

Mech Master CMO’su Ron Nguyen ile AMA Etkinliği

Binance

Binance DLT, GVT, SKY ve POA’yı Delist Edeceğini Duyurdu